Mescid-i Aksa ve Kubbet-üs Sahra

Mescid-i Aksa ve Kubbet-üs Sahra

HacumreBurada
(17.12.2017)

Kudüs, Mescid-i Aksa ve Kubbet-üs Sahra

Tek Hak din olan İslamiyet için Kudüs’ün çok özel bir yeri vardır. Dünya’daki tüm Müslümanlar’ın hiçbir şekilde fikir ayrılığı olmaksızın Kudüs’ün önemi hakkında görüş birliği içindedirler. Hatta İslam inancına göre Allah’ın yeryüzünde kendisine ayırdığı iki toprak parçası vardır. Bunlar Kabe’nin ve Mescid-i Aksa’nın kapladığı alanlardır.

Kudüs öyle bir şehirdir ki İslamiyet, Hristiyanlık, Yahudilik gibi 3 semavi dinin de kutsal kabul ettiği DünyA’da başka bir şehir yoktur. Hz. Adem babamızdan, Hz. Muhammed (sav)’e kadar onlarca peygamberin ayak bastığı kutsal bir şehirdir Kudüs.

Kudüs’de ikame eden bazı peygamberlerden bahsetmek gerekirse,

  • Hz. Adem (as) cennetten çıkarıldığında öncelikle Kudüs’e gelmiş ve bir süre burada yaşamıştır.
  • Davut peygamber ordusuyla bu kutlu şehri fethetmiştir.
  • Süleyman peygamber Kudüs şehrini şekillendirmiştir.
  • Hz. İsa burada göğe çekilmiş,
  • Hz. Muhammed Mustafa (sav) ise yine burada Miraç’a yükselmiştir…

Müslümanlar bu kutlu şehre Darü’s-Selam, Hristiyanlar Jarusselam, Yahudiler ise Yeruşelayim derler. Üç dinde de bu şehrin anlamı ‘’Dostluk şehri’’ dir. Tün dinlerde ismi dostluk şehri olsa da Kudüs şehri tam 23 kez işgal edilmiş ve 52 kez saldırı yaşamıştır.

Mescid-i Aksa tarihi ve önemi

Mescid-i Aksa, Müslümanlar’ın ilk kıblesi ve Kabe-i Muazzama, Mescid-i Nebevi’den sonra en kutsal üçüncü mescittir. Asıl adı Aramice Beth makdeşa, İbranice Beth ha-mikdaş ve Arapça Beytülmakdis olup "mukaddes ev" demektir.

Mescid-i Aksa kelime anlamı olarakta ‘en uzak’ anlamındadır. Bu anlamda olması Mescid-i Aksa’nın Mekke’ye olan uzaklığından dolayı verildiği rivayet edilir.

Kudüs, Hz. Ömer zamanında fethedildikten sonra Mescid-i Aksa'nın çevresi temizlenmiş ve onarılmıştır. Deprem yüzünden harap olan Mescid-i Aksa'yı 6. Emevi Halifesi El-Velid yeniden yaptırmıştır. Abbasiler zamanında da depremler ve savaşlar sebebiyle zarar gören Mescid-i Aksa çevresi tamir edilmiş ve onarılmıştır.

Kudüs şehri 1099 yılında Haçlı istilasına uğradıktan sonra şehir yakılıp yıkılmıştır. Tabii bundan payını Mescid-i Aksa'da almış, kadın, yaşlı, çoluk, çocuk demeden binlerce kişiyi katleden Haçlılar, buda yetmezmiş gibi Mescid-i Aksa'nın içerisine haçlar dikip, çeşitli heykeller koyup kiliseye çevirmişlerdir. 1187 yılında Eyyübi Sultanı Selahaddin Eyyübi tarafından fethedilip tekrar Müslümanlar'ın eline geçen Kudüs, tüm haçlı kalıntılarından kurtularak, tekrardan İslami ruhuna döndürülerek, tamirat ve bakımları yapılmıştır.

Dört halife, Emeviler, Abbasiler, Eyyübiler, Memlüklüler döneminde birçok tamirat ve bakım gören Mescid-i Aksa'nın son bakımları tabii ki Osmanlı Devleti tarafından yapılmıştır. 1517 yılında Yavuz Sultan Selim tarafından fethedilen Kudüs, sonraki Osmanlı sultanlarınında katkısıyla onlarca yeni eserle tanışmış ve bugunlere kadar sapasağlam ulaşmıştır.

1. Dünya Savaşından sonra Osmanlı Devleti ve Müslümanlar'ın elinden çıkan Kudüs ve Mescid-i Aksa, hiç olmadığı kadar bakımsız bir hale bırakılmıştır. Arap-İsrail savaşları ve Yahudi suikastçilerin ateşe verme girişimleri yüzünden şu anda Mescid-i Aksa ve çevresi fazlasıyla onarıma muhtaç bir haldedir.

Kubbet-üs Sahra 

Kubbet’üs Sahra’nın tarihi anlamda en önemli özelliği, İslam mimarisi bakımından inşa edildiği gibi, ufak bakımlarlar ile orijinal haliyle günümüze ulaşan en eski eserdir. Kübbet-üs Sahra 691 yılında Emevi halifesi Abdulmelik Bin Mervan tarafından inşa edilmiştir ve hala inşa edildiği ilk hali gibi yüzyıllardır durmaktadır. Defalarca deprem gören Kudüs’de Mescid-i Aksa Cuma camii dahil birçok yapı yıkılıp yeniden yapılmasına karşın, Kubbet-üs Sahra günümüzde halen dindik ayaktadır.

Kubbet-üs Sahra’nın içinde Hacer-i Muallak denilen (asılı duran taş) bulunmaktadır. Peygamber Efendimiz (sav)’in Miraca çıktığı kabul edilen kaya burasıdır.

Hacer-i Muallak taşı Müslümanlar ve Yahudiler tarafından kutsal sayılmaktadır. Halife Abdulmelik Bin Mervan’da bu kutsak kayayı koruyabilmek için üzerine bu olağanüstü yapıyı yaptırmıştır.

Ayrıca Kubbet-üs Sahra 1187 yılında Eyyübi Sultanı Sehattin Eyyübi, 1318 yılında Memlüklü Sultanı Nasır Muhammed, 1522 yılında Osmanlı Sultanı Kanuni Sultan Süleyman, 1873 yılında da yine Osmanlı Sultanı Sultan Abdülaziz tarafından tamir ettirilmiştir.
 

Kudüs ve Mescid-i Aksa hakkında Doğru Bilinen Yanlışlar

Öncelikle Müslümanlar’ın Kudüs ve Mescid-i Aksa hakkında bildiklerini sandığı çoğu şey yanlış veya eksiktir. Peygamber Efendimiz (sav)’in ‘Yeryüzünde sadece üç yere Allah rızası için gidilir’ diye belirtip, İslamiyet için en kutsal üçüncü şehir olan yer hakkındaki bilgilerimizi doğru kaynaklardan doğru bir şekilde öğrenip çevremizdeki insanlara da bunu aktarmalıyız.

Yanlış bilinen en büyük konulardan birtanesi Mescid-i Aksa’nın nerede olduğudur. Malesef birçok insan Mescid-i Aksa denildiğinde belirli bir yapıdan bahsedildiğini zannederler. Mescid-i Aksa,  birçok fotoğraflarda yer alan sekizgen sarı kubbeli yapı olmamakla beraber yine birçok görselde gösterilen ve Emeviler zamanında yaptırılan Mescid-i Aksa Cuma Camii değildir.

Kuran-i Kerim’de bize anlatıldığına göre Mescid-i Aksa yani uzak mescid üstü kapalı bir bina değil, Allah’ın kıymet verdiği çok önemli bir toprak parçasıdır. Böyle önemli bir yere inşa edilen yapılarda tabii ki çok önemlidir. Lakin Mescid-i Aksa ve Harem-i Şerif bölgesi yaklaşık olarak 150 dönümlük bir araziyi kaplamaktadır.

Anlatmaya çalıştığımız Mescid-i Aksa arazisi etrafı surlarla çevrili, dikdörtgen bir arazidir. İçerisindeki en önemli yerler, Kubbe kayasıdır. Nice peygamberler bu kayaya yüz sürmüş, üzerlerinde kurbanlar kesilmiş ve Peygamber Efendimiz bu kayanın üzerinde Miraç’a yükselmiştir. İşte bu kayanın üzerine yapılan yapı da herkesin Mescid-i Aksa diye zannettiği sekizgen yapılı ve altın kubbeli olan Kubbet-üs Sahra yapısıdır. Dolayısıyla bu yapının önem arz etmesi tarihi olmasından ziyade, altında bulunan kayanın kutsallığındandır.

Mescid-i Aksa ismi ile alakalı doğru bilinen yanlışların neden olduğu bilinmemekle beraber bu mukaddes arazinin ismi yüzyıllar sonra Emeviler’in inşa etttiği yapılara verilir olmuştur. Bu karışıklığa dikkat etmek için kutsal araziye Beytü’l Makdis, Emeviler’in yaptırdığı Cuma Camii’ne Mescid-i Aksa Cuma Camii, Kutsal kayanın üzerindeki altın kubbeli yapıya da Kubbetü’s Sahra diyoruz.

Tekrar ve son kez hatırlatmakta fayda var ki, Mescid-i Aksa kapalı bir mekanın içerisinde değil, etrafı surlarla çevrilmiş olan 150 dönümlük bir arazidir.



YORUMLAR

İlk yorum yapan siz olun.

Yorum yapmak ve puan vermek için lütfen üye girişi yapın.

YORUM YAP